14 Nisan 2013 Pazar

YENİ BİR ŞEHRE ALIŞIRKEN UZAKLAR YOKLADI BENİ..


Uzun zaman oldu yazmayalı.. Uzundan da uzun..

Son yazdığımda sessiz fırtınalarıma gebeydi ruhum. Şimdi bir dinginlik üzerimde.. Diz boyu özlemlerle dolu bir dinginlik..

Pencere önünde oturdum, gün batımına karşı bir çay içeyim dedim. Kitap okuyacaktım güya.. İskender PALA’nın Aşka Dair’ini.. Bir müzik açtım önce. Aldı götürdü beni. Okuyamadım kitabı. Yazmak istedim işte o koskoca on dört aydan sonra.

Sekiz buçuk ay önce bambaşka bir şehre, bambaşka bir iklime taşındım. “Doğunun da doğusu” adını koyduğum, huyunu suyunu bilmediğim bu şehre alışmak pek kolay olmadı benim için. Alışık olduğum şehirlerden, insanlardan çok farklıydı burası. Önce elbisenizle yargılanıyorsunuz, bakışınızla, yürüyüşünüzle.. Kime selam verdiğinizle, alışverişinizle..

Her istediğinizi almamayı, her istediğinizi yapmamayı, giymemeyi, her istediğinize selam vermemeyi öğreniyorsunuz..

Sonra uzun geçen kar uykusunu öğreniyorsunuz bir şehrin.. Tüm rutini işe git-eve gel-aylık market alışverişi yap-tan öte gitmeyen beyaz bir ölüye dönüyor kasaba tadındaki bu şehir.

Başta uyumsuz, sevimsiz ve bomboş gelen uydurma evinize alışmayı öğreniyorsunuz, sonra kendi kabuğunuzun içi benimseyip sevmeyi.. Bir pencere önünü mesken ediniyorsunuz, diğer pencerelerden farklı tutuyorsunuz. Orası uzaklara daldığınız, kabuğunuzun içinden özlediğiniz şehirlere açılan pencereniz oluyor.

Ben mutfak penceremin önünü seçtim kabuğumun penceresi olarak.

Fırtına’yı dinliyorum şimdi.. “Söylemiştim sana, gitme gönlünün sahiline. Seni alırsa fırtına dayanamam yokluğuna..”

Özlemlerim diz boyu..                                                          

Alışmasına alıştım bu şehre de, yokluğuna alışamadım canımın öteki yarılarının. Hele biri var ki.. İçimi öyle acıtan.. Ellerine son dokunduğum, gözlerine son baktığımdan, kokusunu içime son çektiğimden beri aylar geçti. Uzundan da uzun bir zaman.. Yokluğunun acısı her gün daha da artar mı birinin?

Birlikte dinlerdik Fırtına’yı. Hatta vasattan da beter sesimle ben söylerdim, o gülerdi. “Gülme” derdim, O “söyle” derdi. Söylerdim.. Ellerimi tutar, avuç içlerimi öperdi uzun uzun..

Aylar önce, uzundan da uzun zaman önce ben tuttum ellerini, öptüm avuç içlerini, uzun uzun.. “Ağlama, git hadi” dedi, ilk kez benim gidişime ağlamayarak. “Yine gelicem” dedim, “Biliyorum” dedi. İkimiz de biliyorduk son görüşmemiz olduğunu.

Fazla değil, iki gün sonra aldım haberini. Beni bırakıp gittiğini..

Şimdi öyle uzak ki.. Uzaktan da uzak.. Başucunda bir zeytin ağacı, en sevdiğinden..

Bense bir pencere önünde, bir rüzgar bekliyorum, kokusunu bana getirecek..

Bu şehrin kokusu benim şehrime benzemiyor, bu şehrin akşamları zakkum kokmuyor. Ama alışıyorum işte.. Pencere önünde biraz zakkum biraz iyot kokusunu bekliyorum, O’nu bana getirecek. Dizlerinde uyukladığım zakkum kokulu yaz akşamlarını özlüyorum en çok da..

Bir şehre alışırken, bir pencere önü insanı bu kadar uzağa nasıl götürür? Yine kelimelerim karıştı, cümlelerim uzadı. Gözlerim uzaktan da uzağa daldı.

Bağışlayın dostlar, yeni bir şehre alışma derdine düşmüşken buraları anlatayım diye başladım, olmadı, gittim yine zakkum zakkum Ege kokan beyaz boyalı mavi pencereli eve. Gittim yine orada bıraktıklarıma. Aylar önce, uzundan da uzun zaman önce Ege toprağıma emanet ettiğim, kokusunu özlediğim o ellerin ardına düştüm. Bağışlayın dostlar, bir zeytin ağacı altında yatan o efe kadının ardına düştü aklım..

(Ah babaannem, birlikte söylediğimiz o şarkıyı ardından nasıl söylerim ben şimdi.. “Söylemiştim sana, gitme, gönlünün sahiline. Seni alırsa fırtına, dayanamam yokluğuna..” )





14 Nisan 2013, 18.00
MUŞ

2 yorum:

  1. Merhaba canım,
    Bloğunu yeni keşfettim ve çok beğendim. Yazıların harika... Yüreğine sağlık diyorum.
    Seni izlemeye aldım, bana da beklerim http://fatoscatadlar.blogspot.com/
    Güzel paylaşımlar da görüşmeyi diliyorum,
    İzmir'den kucak dolusu sevgiler,

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim Fatma. Hoşgeldin, Ege kokusuyla geldin.. Mutlu ettin. (maalesef yeni gördüm iletini. Afedersin. ) Tekrar teşekkür ederim burada olduğun için.

    YanıtlaSil