23 Eylül 2014 Salı
ŞİMDİ BİR BAHAR LAZIM BANA..
Küçükken düşerdim, kanayan dizlerime cayır-çimen, yaprak basar iyileştirirdim. Şimdi de öyle say, bahar gelsin, çayır-çimen basarım gönlüme. İyileşirim sonra.. Ne de olsa tüm acıtan ayazlar, bahar gelip dallar yapraklara durana kadar..
14 Eylül 2014 Pazar
APASSIONATA.. BEN ÖLDÜM MÜ ŞİMDİ?
Ölmeye cesaretin yoktur. Günahtır öylesi..yasaktır.. Yine de öyle tatlı bir düş gibi gelir o sonsuz uyku. Uyumak istersin, huzura ermek.. Ama dedim ya, cesaretin yoktur. Korkarsın onu sana emanet eden ilahi güçten. Ölemezsin ama.. Ölümü düşlemek de günah değil ya.. En güzel ölümü düşlersin.. Özlersin bir sevgili gibi. Ölümün kokusu olmalı zaten; sevgilinin teni kokmalı ölüm.
Bir orkestrayı duymalısın uzaktan. Secret Garden, Apassionata'sını çalmalı.. Sonbaharın fersiz güneşi sızmalı sararmış yaprakların arasından. Her adımda kurumuş yaprakların hışırtısını duymalısın. Apassionata hiç peşini bırakmamalı.. hiç susmamalı.. Az önce bir yağmur gelip geçmiş olmalı oradan. Yapraklardan elmaslar damlamalı, göreceğin son gün ışığında. Gün batmadan uzanmalısın kızıl yaprakların arasına. Ah, serin biraz değil mi? Ürperdin işte. Ölüme kaç nefes kalmış olabilir ki? Aşk sıcaktır, yakar, kavurur.. Ölümse soğuk.. Aşkın yaktığı yeri ne serinletebilir ki başka? Ölümden ötesi içini soğutmayacak.. Huzura kavuşturmayacak.. Ah, ama ölmek günah.. ölmek yasak.. Ölmeyeceksin, ama ölüm gibi birşey olacak, herkes susacak..
Öyleyse düşlemeliyim o zaman en güzel ölümümü..
Hani kapı önünde bir daha sarılamayacakmış gibi saklanmıştım göğsüne, uzun uzun çekmiştim kokunu içime.. Bir an, bir saniye daha uzatabilirmişcesine.. İşte tam o an, oracıkta, boynuna gömülüp çekseydim son nefesimi teninden.. Tenin zehirim olsaydı.. tenin sonum olsaydı.. Olmadı.. Beceremem ölmeyi.. Çünkü ölmek günah.. Çünkü ölmek yasak..
Ve sen Sevgili.. Bir gün becerebilirsem ölmeyi, Apassionata'yı çal benim için. Hiç bir ölüm senin gibi kokmayacaksa, nefesin getirsin sonsuz uykuma huzuru..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)