4 Ocak 2012 Çarşamba

"Yollarda Bulurum Seni" Gülderen Teyze...

Bizim memlekette adettir, yan koltukta seyahat edenle sohbet edilir. Ankara seyahatlerimde de benim şansıma hep "Ankaralı teyzeler" denk gelir. Ya yanımda örgü örer, tansiyonunu oynatır, ya zorla çantasındaki yolluğundan ağzıma tıkar, ya da mühendis torunu vardır, fotoğrafını gösterir.. :) Rutindir bu, yalnız oturmamışsam, yanımdakinin profili değişmez anında "Ankaralı Teyze" olur..

Dün yine Ankara hattında yollardaydım. Yanımdaki teyzeyi görünce yine şaşırmadım. "Hadi bulduk yine bir Ankaralı" dedim. Benim yolum nerden baksanız 4,5 saat.. Sohbete bir başlarsa bu yol bitmez diyerekten taktım hemen kulaklıklarımı, yasladım yüzümü cama. Karacaören'e bile varmamıştık daha. İkram servisi başlayınca, hosttan önce teyze sordu "Ne alırsın teyzecim?" "e bi çay alayım bari.."

"Eyvah eyvah" diyen iç sesime rağmen başladı sohbet. Daha öncekiler gibi bu da çok sempatik bir teyzeydi. Yozgatlıymış (tabuyu kırdık mı acaba derken daha neler neler duydum) Söyledikleri o kadar ilgimi çekti, o kadar tanıdık geldi ki teyze, ağzım açık dinledim söylediklerini. 52 yaşında gayet genç bir teyzeydi ve tam bir "huzursuz ruh"tu Elif Şafak'ın tabiriyle.. Elif Şafak "neden ya da nereye gittiğinin önemi yoktur bazıları için, önemli olan gitmektir" der ve onları "huzursuz ruh" diye tanımlar.

İşte bu seyahatimdeki yan koltuk komşum Gülderen Teyze tam bir huzursuz ruhtu -benim gibi-. "3 ay evde dursam deliririm, kaçasım gelir" diyordu. Üstelik bunu benim gibi "evlilik sorumluluğu olmayan" ve genç yaşında yapmıyor; dört çocuğu ve torunları var, evli, sağlığına dikkat etmesi gereken bir eşi ve evde bir yavru kedisi var bu evhanımı teyzenin, tüm bunlara rağmen yollara düşüyor. Bu anlattıkları beni aslında kendime benzer birini bulmanın sevinci dışında da bazı durumlara keyiflendirdi. Evhanımı kadın eşinin eline bakar, öyle her kafasına estiğinde, istediği yere gidemez diye kafamıza yerleştirilen sığ düşüncelerin bir nebze de olsa azaldığını görmek sevindirdi beni. Torununa baktığı 4 aylık bir sürede şehirlerarası otobüsleri görüp iç çeken Gülderen Teyze, zaman zaman çocuklarına, bazen de farklı şehirlerdeki akrabalarına, arkadaşlarına gitmeyi alışkanlık etmiş. "Alıştım bi kere, gitmesem olmaz" diyor. O'nu benim gibi içten içe dürten birşeyler var demek ki "gitme zamanı" gelince.. Bir de "Mardin'e, Elazığ'a, Kars'a falan da gitmek lazım" dedi durdu gözleri ışıldayarak. Bu kadar aynı dili konuşabilmek, hem de farklı kuşaktan biriyle.. Tarifi imkansız bir keyif..

Yollarımız ayrılırken sıkı sıkıya sarılıp vedalştık Gülderen Teyzeyle. "Sana şimdiden hayırlı yolculuklar gideceğin, gitmeyi isteyeceğin tüm yollarında" dedi bir de.. Ah Gülderen Teyze.. Ne güzel insnsın sen, ne güzel huzursuz ruhsun sen.. Umarım yine bir gün bir yolda karşılaşırız seninle..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder