Size de olur mu hiç? Bin bir hevesle kalemi alırsınız elinize, ya da geçersiniz bir klavyenin başına. Öyle hızla dökülür ki kelimeler elleriniz yetişemez zihninizin uçtuğu yerlere. Yazarsınız.. satır satır..sayfa sayfa.. bir yere yetişecekmişcesine acele.. Sonra öyle bir şey olur, öyle bir kelimede takılı kalırsınız ki, ne nokta gelir yerine oturur, ne bir kelime gideceği yolu bulur.. Kalem o noktaya basar basar, bi çizik atamaz da mürekkep akar, koca bir iz olur.. Sıkılırsınız, daralırsınız.. Hevesiniz kaçar. Sonunda ya kalemi atarsınız, ya kağıdı yırtarsınız.
Bana çok olur böyle işte.. İnat ederim, zorlarım, yazarım sayfalarca, ama bir türlü sonunu bulamam. Labirent gibi dolanır dururum kelimelerin arasında. Sonunda da pes eder atarım bir köşeye, "başka zaman tamamlanmak üzere.." Gelin görün ki, yarım kalan yazıların hepsi hala unutuldukları o köşede.. Bitmez o yazı, tamamlanmaz bir daha. Revizeyi can istemez. Bi kere küsmüşsünüzdür o yazıya. Yazar eserine küsünce bir daha yüzüne bakmazmış. Öyle derdi hep kalem üstadları. Meğer ne haklılarmış!
Bana çok olur öyle işte.. Bugün de yine öyle derdimi döküyorum bu isyanlarımın peşinde. Bir bakanlıkta staja başladım ve güya hayalkırıklıklarımı yazıp paylaşacaktım. "9-6 yollarında.." diye dökülmeye başladı kelimeler. Öyle kaptırmışım ki kendimi, kalemin o mürekkep lekesi bıraktığı noktada farkettim sayfalarca yazdığımı. Ama nasıl bir hevesle yazmaktır o! Bir süredir yazamamanın da getirdiği bir özlemle nasıl bir kaleme sarılmaktır o! Sonra.. sonrası malum, kalem durdu, mürekkep aktı, kağıdı boyadı. Hevesim gitti, huysuzluğum kaldı.
Sonra başka birşeylere takıldı aklım. Kendi iyi niyetime, aldanışlarıma, çocukça hayallerime kendimi inandırışlarıma takıldım. Biraz bozuldum, görmezden gelişlerime, yersiz ketumluklarımla can kırıklarımı gizleyişlerime. Yazayım dedim. Hani yazınca rahatlayanlardanım ya ben de.. Heveslendim, kağıt önümde, kalem elimde.. Ama yine bulamadım başlayacak kelimenin ucunu. Yine sıkıldım. Attım kalemi masamın bir köşesine.
Öyle işte sevgili dostlar.. Bugün yine kelimeler benden kaçmaya niyetlenmiş, ağzımla kuş tutsam yine de onları tutamayacağım belli ki. İsyan da etsem, pes ettim yine. Bilirsiniz asla pes edenlerden değilimdir ben. Sadece yeri gelince vazgeçenlerden hani.. Ama o kelimeler yok mu o kelimeler.. Ah o kelimeler erken pes ettiriyor beni bir tek. Bugün de öyle.. İşte tam da bu sebeple, bir "hoşçakalın" vakti geldi yine.
Hadi sağlıkla, huzurla kalın dostlarım. Bendeniz kabuğunun içine çekilir içinde çalkalanan koca bir denizle..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder