Konuşma becerimizi yitiriyoruz gün geçtikçe.
Bazen yanlış kelimeler kullanıyoruz, anlatamıyoruz derdimizi. Bazen kullandığımız doğru kelimeler bize gol atıyor, hiç olmayacak anlamlara bürünüyor.
Bazen biz saklıyoruz doğru kelimeleri; bazen gece karanlığının ışık görmüş böcekleri gibi onlar kaçışıyor dilimizden..
Bazen yanlış kelimeler kullanıyoruz, anlatamıyoruz derdimizi. Bazen kullandığımız doğru kelimeler bize gol atıyor, hiç olmayacak anlamlara bürünüyor.
Bazen biz saklıyoruz doğru kelimeleri; bazen gece karanlığının ışık görmüş böcekleri gibi onlar kaçışıyor dilimizden..
Bazen biz anlatmıyoruz içimizdekileri; bazen anlatamıyoruz, kaçıyorlar beynimizin en derin köşelerinden..Bazen kelimelere suç buluyoruz, onların ardına saklanıyoruz. “Ben öyle demek istemedim”ler sıralanıyor. “Konuşamıyorum”lar, “anlatamıyorum”lar geliyor ardından. Ve bir de “kırmak istemiyorum”lar..
Hadi kabul edelim, biz itiraf edemiyoruz içimizdekileri; kelimelerin kabahati yok! Dilimden “konuşmak istemiyorum” yerine “konuşamıyorum”u çıkarırsam, hangi kelime suçlu bundan? Hadi, söyleyin.. Aaa, yok yine itiraf edemiyoruz değil mi? Neyse.. “Konuşamıyorum” zaten. “İki yüzlü kelimeler utansın!”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder