O yıllarda daha çok Ümit Yaşar'dan okurdum. Hem Dikmen'den yaşlı bir dost
da vardı, pek severdi Ümit Yaşar'ı.. Aynı anda Dokuzuncu Mektup'unu okumaya
başlayıp gülmüştük ya, o gün başlamıştı bu şiirsever dostluk. (Hayat bu ya,
ayrı düştük. Kuğulu'da "Sevi" şiirini okuduğum günden bu yana, oturup
karşılıklı, bi şiir okuyamadık bir daha.. Ama bilirim, yine okur bu
yazdıklarımı. Sağolsun...)
Tarih 21 Mayıs 2011.. Kuğulu Park, Ankara..
O gün mutsuzdum.. Çok da umutsuz.. Sabahattin Ali'den okumaya karar verdim.
Doğruldum oturduğum yerden..
"Öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp
Bahtım bir bulut gibi
üstüme çöker oldu,
Her gözümü yumunca
tanıdık yüzler görüp,
Hayaller alev alev
beynimi yakar oldu.
Ümitsizlik, gariplik
dört tarafımı sarıp
Yüzüm sırıtsa bile, içim
yaş döker oldu.
Her sabah ilk ışıklar
gözlerimi oyardı,
Uyanan taş duvarlar
iniltimi duyardı."
Bir bahar yağmuru
bastırdı işte o an. Sağanak iğne gibi batıyordu çarptığı yerlerime. Herkes bir
yerlere kaçışıyordu, ıslanmamak için. Ben durdum öylece. İliklerime kadar
ıslanmak, arınmak istedim. Ve devam ettim okumaya..
"Öyle günler gördüm
ki, duvarlar gelir dile,
Gözümde canlanırdı
eşkiya masalları.
Varlığımı sarardı, hain
bir isteyişle
Görmediğim yumuşak bir
düşmanın elleri
Kafada çelik gibi
fikirler dursa bile
Kalplerin eksik olmaz
böyle zayıf halleri:
Bazen kendi kendimin
elinden kurtulurdum,
Kalbimi bir çamurda
çırpınırken bulurdum.
Öyle günler gördüm ki,
dost dediğim insanlar
Ben yanına varınca
dudağını kıvırdı.
Bir zamanlar yanımda
ağız açmayanlar
Sırtımı sıvazladı, bana
öğüt savurdu.
Silahsız gördüğüne
saldıran kahramanlar
En alçak tekmelerle beni
yere devirdi.
Ruhum bir heykel gibi
düşüp parçalanırdı.
Bu sesleri duyanlar gülüyorum
sanırdı.
Öyle günler gördüm ki,
tabanca sakağımda
Tasarladım aydınlık
dünyayı bırakmayı
Gönlüm acıklı buldu, en
ateşli çağımda
Sönük bir yıldız gibi
boşluklara akmayı
Tabancanın namlusu
ısındı yanağımda,
Parmağım istemedi
tetiğini çekmeyi
Bir sonbahar yağmuru
gibi içim ağlardı
Bir şeyler fakat beni
yaşamağa bağlardı."
Okudukça açıldım,
ıslandıkça arındım.. Falezleri döven Akdeniz gibi çırpınıyordu içimdeki
fırtına. "O, susana kadar okurum" dedim inatla.
"Ey bir tane
sevgilim, ben bugün yaşıyorsam
Sanma ki hayat tatlı,
insanlar hoş olmuştur,
Dağ başında bir kaya
gibiyim şöyle dursam
Etrafım eskisinden daha
bomboş olmuştur
Yalnız sana borçluyum
bugün dünyada varsam:
Seni her andığımda
gözlerim yaş olmuştur
Yaşlar ki bir ırmaktır,
dertleri sürür gider,
Gözyaşları içinde
seneler yürür gider."
Yaşlar ırmak oldu,
karıştı yağmura. "Dertler de yağmur gibi akar gider" dedim, devam
ettim.
"Yok olmak
isteğiyle kalbim attığı zaman,
Bana: Yaşa der gibi
gülen senin yüzündü.
Dizlerim bir batakta
yorgun yattığı zaman
Bacaklarıma kuvvet veren
senin hızındı.
Yaşaran gözlerimde,
güneş battığı zaman
Sıcak bir yuva gibi
tüten senin dizindi.
Sen aklıma gelince her
şey gülümserdi.
Ağaçlar şarkı söyler,
rüzgar tatlı eserdi.
Ey sevgilim, bilirsin
benim ne çektiğimi:
Garip başımın derdi bir
yürek taşıyorum.
Anlarsın niçin uzak
yerlere baktığımı:
İçinde yaşanmaz bir
dünyada yaşıyorum.
Görünce gülme sakın
çırpınıp aktığımı:
Ilık ve aydınlık bir
denize koşuyorum.
Sen benim sevgilimsin,
sevsen de, sevmesen de,
Aradığım yerlere
benzeyiş buldum sende."
Ve Nihat Behram'ın da
dediği gibi, "Şiir bitti! Soğudu tezcanlı yüreğin yanardağı. Ne dövüşün külhanı kaldı, ne sevişmenin.."
Ve bugün.. 26 Nisan 2015.. Birden esti yine yüksek sesle Sabahattin Ali'den okumak. Kuğulu'da okuyuşum aklıma geldi sonra. "Ne güzel günlermiş" dedim. Acısı bile çocukça.. Acısında bile bir tat.. Ya şimdi? Ağzımda yavan bir kuruluk.. Tatsız, tuzsuz.. Acı desem değil, tatlı? Bizden epey uzakta..
İşte tam da bugün, bu yüzden, günlerden Sabahattin Ali. Kuğulu'daki gibi yüksek sesle olmasa da, penceremi açacağım ve bu gudubet karanlığa karşı aynı şiiri mırıldanacağım.
Ve işte tam da bu yüzden, selam olsun Sabahattin Ali'ye.. Selam olsun Ümit Yaşar'ın Sevi şiirine.. Selam olsun, ayağa doğrulup okuduğum tüm şiirlere..
Ve bugün.. 26 Nisan 2015.. Birden esti yine yüksek sesle Sabahattin Ali'den okumak. Kuğulu'da okuyuşum aklıma geldi sonra. "Ne güzel günlermiş" dedim. Acısı bile çocukça.. Acısında bile bir tat.. Ya şimdi? Ağzımda yavan bir kuruluk.. Tatsız, tuzsuz.. Acı desem değil, tatlı? Bizden epey uzakta..
İşte tam da bugün, bu yüzden, günlerden Sabahattin Ali. Kuğulu'daki gibi yüksek sesle olmasa da, penceremi açacağım ve bu gudubet karanlığa karşı aynı şiiri mırıldanacağım.
Ve işte tam da bu yüzden, selam olsun Sabahattin Ali'ye.. Selam olsun Ümit Yaşar'ın Sevi şiirine.. Selam olsun, ayağa doğrulup okuduğum tüm şiirlere..


