Bundan tam 16 ay öncesiydi. İlk kez Afyonkarahisar'a geldim. Birkaç saat merkezde oyalandıktan sonra Sinanpaşa ilçesinin Ahmetpaşa Beldesi'ne geçtik kız kardeşlerimle. Beş gün sürecek bir köy düğününe gittik. Eski ev arkadaşımızdı evlenen. Örf ve adetlere uygun çok keyifli bir düğün oldu. Pullu şalvarlar giyildi, tirşeler bağlandı.. Oyunlar oynandı, maniler sıralandı.. Kına türküleri söylenirken eli kınalı gelin ağladı.. Sonra "oğlan evi"ni gelinin ardısıra bekar kızlar bastı. Maniler söylendi yine, çerezler, kınalar alındı.. Gece gelin kızla en yakın arkadaşını birbirine dikmeye çalışan teyzeler kovalandı.. 5.gün damat halayı çekilip taze çift mutluluğa uğurlandı..
Aradan 16 ay geçti. Yine aynı yere Ahmetpaşa'ya yola düştüm.. Aynı eve, aynı kardeşlere doğru.. Aynı evden yine al duvaklı bir kız çıktı.. Daha 16sında.. Bu kez halaylarla, manilerle, kınalarla değil ama.. Ağıtlarla, dualarla.. Daha 16 ay önce ablasının düğününde güle oynaya halay çeken hayat dolu kız, daha 16sında hayata yumdu gözlerini. Sebebini anlayamadı doktorları. "Şüpheli ölüm" kaydı düşüldü beyaz kağıtlara. "Huzurla uyu Büşra'm" kazındı kulaklara.
Uzun uzadıya yazmayacağım bugün. Ahmetpaşa bir düğün, bir cenaze olarak kaydına düştü zihnimin. Onu not etmek istedim belki. Ölümün soğuk yüzüyle tanışmamı not ettim aynı zamanda.
Van'daki felaket.. Ablama ulaşma çabaları.. Yüzlerce can.. Hem de vatan aşkına düşen canların toprağı daha kurumadan.. Sonra şehidim Adem'in ailesine gelen taciz telefonu.. Kusarcasına tiksindim olup bitenlerden. Moraller mağmaya doğru yola çıkmış, battıkça batıyor. Sadece ben değil, ahali travmatik nevroz belirtileri gösteriyor..
Neyse..
Bugün arayan kişi için "sıradan" sayılacak bir telefon aldım tüm bunların üzerine. Basitti, sıradandı, manalar yüklenmemliydi elbette. Ama "herşeye rağmen" bir tebessüm kattı günüme. Hala sevinebileceğim şeyler olduğunu hatırlattı, yapmam gerekenler vardı.
Bu yazıyı bir sonuca bağlamam gerek sanırım. Ama yine ucunu bulamıyorum cümlelerin. Beni bu kez mazur görün dostlar. Sonu yok bu yazının. Verilecek bir mesaj da yok. Saat de geç oldu zaten. Hadi gidin yatın şimdi.. Siz bu şarkıyı dinlerken ben de yavaşça kaçayım. İyi uykular dostlarım..
http://www.youtube.com/watch?v=8NTJTV4Y_qE
Aradan 16 ay geçti. Yine aynı yere Ahmetpaşa'ya yola düştüm.. Aynı eve, aynı kardeşlere doğru.. Aynı evden yine al duvaklı bir kız çıktı.. Daha 16sında.. Bu kez halaylarla, manilerle, kınalarla değil ama.. Ağıtlarla, dualarla.. Daha 16 ay önce ablasının düğününde güle oynaya halay çeken hayat dolu kız, daha 16sında hayata yumdu gözlerini. Sebebini anlayamadı doktorları. "Şüpheli ölüm" kaydı düşüldü beyaz kağıtlara. "Huzurla uyu Büşra'm" kazındı kulaklara.
Uzun uzadıya yazmayacağım bugün. Ahmetpaşa bir düğün, bir cenaze olarak kaydına düştü zihnimin. Onu not etmek istedim belki. Ölümün soğuk yüzüyle tanışmamı not ettim aynı zamanda.
Van'daki felaket.. Ablama ulaşma çabaları.. Yüzlerce can.. Hem de vatan aşkına düşen canların toprağı daha kurumadan.. Sonra şehidim Adem'in ailesine gelen taciz telefonu.. Kusarcasına tiksindim olup bitenlerden. Moraller mağmaya doğru yola çıkmış, battıkça batıyor. Sadece ben değil, ahali travmatik nevroz belirtileri gösteriyor..
Neyse..
Bugün arayan kişi için "sıradan" sayılacak bir telefon aldım tüm bunların üzerine. Basitti, sıradandı, manalar yüklenmemliydi elbette. Ama "herşeye rağmen" bir tebessüm kattı günüme. Hala sevinebileceğim şeyler olduğunu hatırlattı, yapmam gerekenler vardı.
Bu yazıyı bir sonuca bağlamam gerek sanırım. Ama yine ucunu bulamıyorum cümlelerin. Beni bu kez mazur görün dostlar. Sonu yok bu yazının. Verilecek bir mesaj da yok. Saat de geç oldu zaten. Hadi gidin yatın şimdi.. Siz bu şarkıyı dinlerken ben de yavaşça kaçayım. İyi uykular dostlarım..
http://www.youtube.com/watch?v=8NTJTV4Y_qE
Söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum... sadece ağlamak geliyor içimdennnn.... DFN
YanıtlaSil